Beliniz kalçanıza göre kalınsa dikkat

0

Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Süleyman Sırrı Kes, “Kalçaya göre bel kalınlığı artarsa kalp hastalığına yakalanma riski yükseliyor. Erkeklerde bel çevresi genişliği 94, kadınlarda ise 80 santimetreden yüksekse risk artar” dedi.

Prof. Dr. Süleyman Sırrı Kes, AA muhabirine yaptığı açıklamada, koroner kalp hastalığının 20’li yaşlardaki erkeklerde bile görüldüğünü, Türkiye’de 45-75 yaş arasındaki erkeklerin kalp hastalıklarından ölüm oranının bütün Avrupa ülkelerinden daha fazla olduğunu söyledi.

Sigara tüketimi kalp hastalıklarını artırıyor

Son yıllarda kadınlarda sigara tüketimine bağlı olarak kalp hastalıklarının arttığını belirten Prof. Dr. Kes, ”Sigara tüketimi ile riskin artması eşit ölçüde gider. Sigara bırakıldığındaysa hastalığın riskleri azalır. Örneğin, sigarayı bırakan bir kişinin 1 yıl içinde kalp hastalığına yakalanma riski % 50 azalıyor. 10 yıl sonra ise hiç sigara içmemiş kişilerle aynı seviyeye geliyor. Kilo arttıkça teknenin batma ihtimali artıyor” ifadelerini kullandı.

Göbekte yağlanma durumlarında risk yükseliyor

Prof. Dr. Kes, obezite ve kalp hastalıkları arasındaki ilişkinin, yağın vücutta dağılımı ile ilgili olduğunu, yağın göbekte toplandığı durumlarda ise riskin çok yükseldiğini vurguladı.

Bel genişliğinin kalp hastalığında oldukça önemli bir faktör olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Kes, “Kalçaya göre bel kalınlığı artarsa kalp hastalığına yakalanma riski yükseliyor. Ülkemizde obezite önemli bir rahatsızlık. Erkeklerde bel çevresi genişliği 94 santimetreden yüksekse risk artar, 102 santimetreyi geçtiğinde risk daha yükseliyor. Kadınlarda ise bel genişliği 80 santimetre üzerinde risk artmakta, 88 santimetre üstünde ise risk en üst seviyeye gelmektedir” şeklinde konuştu.

Prof. Dr. Kes yapılan çalışmalarda, düzenli bir aktivitenin kalp hastalığından kaynaklanan ölümleri % 14 oranında azalttığının görüldüğünü belirtti.

Kokulu mumlar sağlığı tehdit ediyor

0

Araştırmaya göre, kokulu mumlara ve temizlik ürünlerine hoş bir koku vermek için kullanılan “limon özü bileşiği”, havada diğer gazlarla karıştığında zehirli bir kimyasal olan “formaldehit“in oluşmasına neden oluyor. Formaldehit kimyasalının gırtlak ve burun kanserine neden olduğunu söyleyen uzmanlar, kokulu mum kullanılan evlerin düzenli olarak havalandırılması gerektiğini vurguluyor.

Mükemmeliyetçi kadınların sorunu

0

Tempolu bir çalışmanın sonunda eve geldiğinizde tüm bedeninizin ağrıdığını hissetmeniz büyük olasılık.

Yaşadığınız streste üstüne eklenince çektiğiniz ağrılar zamanla halk arasında ki tabiriyle kulunç yani yumuşak doku romatizmasına dönüşebilir.

Algoloji (Ağrı) Uzmanı Doç. Dr. Kader Keskinbora, kulunç gibi ağrıların özeliikle de yüzde 80 gibi bir oranla mükemmeliyetçi kadınlar ve işkoliklerde görüldüğünü belirterek çoğu insanda da etkili olduğunu söyledi.

Hastalığın boyun, sırt, boyun, omuz ve kalçalarda ortaya çıkan tutulmaların olduğunu aynı zamanda da kas ağrılarına neden olduğunu vurgulayan Keskinbora ”3 aydan uzun süren yaygın kas-eklem ağrısı, vücutta bazı hassas ağrılı noktalar, yorgunluk, sabah tutukluğu ile karakterize kronik bir hastalık olan yumuşak doku romatizması (fibromiyalji) her yaşta ve her iki cinste de görülebiliyor. Ancak sıklıkla 25-60 arası ve kadınlarda, erkeklerden daha fazla rastlanıyor. Özellikle mükemmeliyetçi kadınlar ve işkolikler risk altında.” dedi.

Strese bağlı tutulmalar beyni etkiliyor

Keskinbora, strese bağlı olarak gelişen tutulmaların, beyin ve çevre sinirler arasındaki iletimde görev alan serotonin ve adrenalin gibi bazı kimyasal maddelerde eksiklik veya bozukluğa neden olduğunu açıkladı. Keskinbora, “Vücutta ağrı algılanmasında önemli olan bu maddelerin eksikliği üzerine eklenen, aşırı stres ve endişe ise durumu daha karmaşık bir hale getiriyor. Son çalışmalar depresyon, uyku bozukluğu ve çevresel faktörlerin fibromiyalji yakınmalarını kısır döngüye çevirdiğine dikkat çekiyor.” diye sözlerine devam etti.

Tedavi uygulaması bir kere yapılıyor

Keskinbora, tedavide öncelikle serotonin ve adrenalin maddelerini yerine koyan antidepresanların kullanımının büyük önem taşıdığını belirtti. Keskinbora, hastalığın tedavisi hakkında şu açıklamalarda bulundu: “Beraberinde yapılması gereken boyun, omuz ve sırttaki ağrılı tetik noktalara radyofrekans tedavisi uygulamasıdır. Radyofrekans akımı üreten özel bir jeneratör ve bu akımı dokuya ileten bir radyofrekans iğnesi ile ağrılı tetik noktalara girilerek radyofrekans akımı pulsed modunda 10 dakika uygulanır. Yapılan çalışmalarda başarı yüzde 70 oranındadır. Hastaya uygulama bir kez yapılır ve ortalama 6 ay ile 2 yıl süresi boyunca hastaların boyun ve sırt ağrıları azalır. Pulsed radyofrekans akımı uyguladığı bölgede doku hasarı yapmadan ağrı sağaltımı sağlar, bu nedenle bu işlem hastaya tekrar tekrar uygulanabilir.”

Kalp damar sağlığınızı koruyacak 7 altın kural

0

Yanlış beslenme alışkanlıkları, hareketsizlik ve sigara kullanımı, kalp damar sağlığına zararlı alışkanlıklardır. Ancak genç yaşlardan itibaren düzensiz yaşam tarzını değiştirerek kalp hastalıklarından korunmak mümkün olabiliyor. Memorial Şişli Hastanesi Kardiyoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Ali Metin Esen, uzun ve sağlıklı bir ömür için kalp damar sağlığı konusunda dikkat edilmesi gerekenleri anlattı.

Sağlığınız için uygun seçimler yapın

Beslenmeden, uyku düzenine, fiziksel aktiviteden bulunulan sosyal ortamlara kadar günlük hayatta alacağınız doğru kararlar ve seçimler sağlıklı bir yaşamın anahtarlarıdır. Kalp ve damar sağlığınızı korumanız için dikkate almanız gereken kurallar şu şekilde sıralanabilir:

– Tütün ürünlerinden uzak durun.
– Günlük fiziksel aktivitenizi ihmal etmeyin.
– Kalp dostu diyet yapın.
– İdeal kilonuzu koruyun.
– Kan basıncınızı normal seviyede tutun.
– Kolesterol düzeylerinizi kontrol altında tutun.
– Kan şekerinizi düzenleyin.

Sigara dumanına maruz kalmak ömürden çalıyor

Tütün ve benzeri ürünlerin kullanımının yanı sıra elektronik sigaralar da sağlığa en çok zarar veren alışkanlıklar arasında yer alıyor. Tütün ürünlerinin içerdiği nikotin, sadece kalp damar hastalıklarına değil, kansere de yol açmaktadır. Sigara dumanına maruz kalmak da zararlı kimyasalların vücuda girmesine sebep olacak, kalp ve akciğer sağlığını olumsuz etkileyecektir.

Gençler günde en az 1 saat egzersiz yapmalı

Düzenli egzersiz kalp, kas, kemik ve eklemlerin sağlıklı olmasına yardımcı olur. Fiziksel aktivite özgüveni artırır, duygusal modu yükseltir, uyku kalitesini olumlu etkiler ve daha fazla enerjik olunmasını sağlar. Amerikan Kalp Cemiyeti çocukların ve gençlerin her gün en az 60 dakika orta-yoğun seviyede egzersiz yapmasını tavsiye etmektedir. Bu egzersiz tipleri arasında; bisiklete binme, yüzme, tempolu yürüyüş, tenis, bahçe işleri, hafif tempolu koşu, futbol, aerobik, dans etme ve ip atlama yer almaktadır.

İçeceklere şeker yerine meyve parçaları atılabilir

Sağlıklı beslenmek, kalbin ve vücudun en iyi şekilde çalışmasını sağlar. Tam tahıllı yiyecekler, meyveler, sebzeler, tavuk eti, balık ve ceviz – fındık gibi yemişler içeren bir diyet programı uygulanmalıdır. Kırmızı et, tuzlu, şekerli yiyecek ve içecekler sınırlanmalıdır. Her gün çeşitli sebzeler ve meyveler tüketilmelidir. Doymuş ve trans yağları tüketmekten kaçınılmalıdır. Yağı alınmış süt ya da az yağlı yoğurt gibi az yağ içeren süt ve süt ürünleri daha faydalıdır. İçeceklere şeker yerine meyve parçaları atılmalıdır.

İdeal kiloyu korumak için düzenli egzersiz şart

Günlük aktiviteleri yerine getirebilmek için belli bir miktar kaloriye ihtiyaç duyulur. Eğer kilo alınıyorsa ihtiyaçtan fazla günlük kalori alınmış demektir ve fazla kaloriler de yağ olarak depo edilir. Düzenli egzersiz yapılırsa bu kaloriler yağ olarak değil, protein olarak kas yapısına katılır ve kaslar daha güçlü hale gelir. İdeal kiloyu korumanın en önemli yöntemi yeterince ve düzenli egzersiz yapmaktır.

Yüksek tansiyonun erken teşhisi hayatınızı değiştirebilir

Artmış kan basıncı veya hipertansiyon kalp hastalıkları için önemli bir risk faktörüdür. Yüksek kan basıncı olan insanlar normal kan basıncına sahip olanlara kıyasla daha fazla kalp krizi veya felç geçirme riski altındadırlar. Kan basıncını kontrol altında tutmak ve ideal bir aralıkta devamını sağlamak için sağlıklı seçimler yapılmalıdır. İdeal kiloya ulaşmak, tuz oranı düşük, kalp dostu diyetle beslenmek, yeterince düzenli fiziksel aktivite yapmak ve kan basıncını ölçerek takip etmek önemlidir. Yüksek kan basıncının erken tespit edilmesi bir insanın hayatını değiştirebilir. Kan basıncını doktorunuz veya hemşireniz tarafından ölçülebileceği gibi kendiniz de bir tansiyon aleti kullanarak ölçebilirsiniz. Kendiniz için ideal olan kan basıncını öğrenmek içinse doktora danışmanız gerekmektedir.

Kolesterolün %25’i yiyeceklerle oluşuyor

Kolesterol kandaki diğer maddelerle birleşerek atar damarları tıkayan, esnekliği azaltan ve kalp hastalıkları ile inme açısından büyük bir risk oluşturan, kalın ve sert yapıdaki birikintilerdir. Çok sayıda çocuk ve gençte, kendilerinin farkında olmadıkları kanlarında yüksek miktarda kolesterol tespit edilmektedir. Kolesterolün yaklaşık %25’i direkt olarak yiyeceklerle alındığından kontrol altında tutmak mümkündür. Az miktarda doymuş ve trans yağ içeren, yüksek miktarda tam tahıl içeren yiyecekler tercih edilmelidir. Ailesinde kalp hikayesi olan, 11 yaş ve üzeri herkes kolesterol düzeyini ölçtürmelidir.

Diyabet kalp damar hastalıklarını tetikliyor

Kan şekeri sıklıkla yüksek seyrediyorsa, vücudun kan şekerini olması gereken aralıkta tutabilmek için yapabileceğinden daha fazla çalışması gerekir. Böyle bir durumda yüksek olasılıkla diyabet gelişir. Diyabet kan şekerinin tehlikeli seviyelere yükselmesine neden olan bir hastalıktır. Tedavi edilmemiş diyabet, kalp hastalıkları ve inmeyi de içeren ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Kolesterol değerlerinin ölçümü gibi az miktarda kan alınıp kandaki şeker düzeyi ölçülebilir. Tüketilen gıdalarda ve fiziksel aktivitelerde olumlu değişiklikler yapmak diyabetin kontrol altına alınmasına yardımcı olur.

Sakalsız erkeklerde enfeksiyon riski daha fazla

0

Journal of Hospital Infection dergisinde yayınlanan bir araştırmaya göre; sakalsız erkekler enfeksiyona karşı sakallı erkeklere göre daha fazla risk taşıyor… Araştırma erkek hastane çalışanları üzerinde yapıldı, tıraş olmuş ve sakallı erkeklerden örnekler alındı.

Tıraş olan erkeklerde risk daha fazla

408 çalışanın örnekleri incelendikten sonra tıraş olan erkeklerin ‘MRSA’ isimli ölümcül olabilen hastane bakterisine karşı 3 kat daha fazla risk altında olduğu görüldü.

“Sakalın bakteri riskini artırmadığı ortaya çıktı. Aksine tıraş olmuş erkeklerde bakteriye daha fazla rastlandı” yorumunu yapan araştırmacılar, cildin tıraş sırasında cilde zarar vererek bakterilerin oluşumuna zemin hazırladığını belirtti. Farklı araştırmacılara göre ise sakallar enfeksiyon ile savaşabiliyor.

Estetik diş dolguları hakkında merak edilenler

0

Günümüzde kusursuz bir gülüş sahibi olmayı istemek, diş hekimlerinin kullandığı yöntemlerin ve malzemelerin artmasına neden olmaktadır. Bu alanda en fazla ilgiyi gören malzemelerden biri de estetik dolgular…

İnsanlarda sağlık ve estetik bilincinin gelişmesi sayesinde cinsiyet ayrımı olmadan sağlık değerlerine, ideal kiloya dikkat edildiği gibi dişlere verilen önem de artmıştır. Artık sadece dişlerde oluşan çürüklerden dolayı değil, iyi bir gülüşe sahip olmak amacıyla da diş doktorları ziyaret ediliyor. Diş hekimliği alanında yeni yöntemlerin ve malzemelerin kullanılması ile birlikte, estetik dolgu hem ön dişlerde, hem arka dişlerde etkisini göstermeye başlamıştır. Geçmişte çürük dişlerde kullanılan siyah amalgam dolgular estetik görünüme yardımcı olmadığından günümüzde tercih edilmeyen uygulamalar arasına girmiştir.

Estetik dolgu nedir

Dişlerde estetik amaçlı yapılan dolgular daha parlak ve daha pırıltılı görünüm elde etmek amacıyla uygulanmaktadır. Hem ön dişlerde, hem de arka dişlerde günümüzde estetik dolgu uygulamaları rahatlıkla yapılabilmektedir. Bunlar dişlerin kendi renginde olan kompozit dolgu uygulamalarıdır. Diş çürüklerinin tedavisi için bugüne kadar kullanılmış olan amalgam dolguların estetik beklentileri karşılamaması yüzünden, günümüzde porselen dolgu ve kompozit dolgu tercih edilmektedir. Kompozit dolgular dişler gibi beyaz olduğundan ve ışınla sertleştirildiğinden ışınlı dolgu olarak da isimlendirilebilir.

Kompozit dolgu nasıl yapılır

Bu dolgular dayanıklı olmalarından dolayı hem ön hem de arka dişlerde uygulanabilir. Çürükler temizlenerek, madde kaybını azaltmak için ışınlı dolgu yapıldığında, bağlanan yüzeyi arttırmak için bizotaj uygulanır. Diş hazırlandıktan sonra, diş ve kompozit dolgu arasında bağlanmayı sağlayan bonding işlemi yapılır. Buna ışın verilerek sertleşmesi sağlanmış olur. Ardından ince katmanlar halinde kompozit dolgu koyularak, ışınla sertleştirilir. Bu dişteki çürük dolduruluncaya kadar tekrarlanır. Yükseklik kontrolü yapılarak, üzeri cilalanır. Bu işlemler amalgam dolguların yapımından daha uzun sürer.

Porselen dolgu nedir

Bu türdeki dolgular kompozit esaslı ışınlı dolgular ve amalgam dolguların eksiklerini tamamlamak için geliştirilmiş dolgulardır. Işınlı dolgularda sertleşme sırasında az oranda olsa da, büzülme meydana gelebilir. Porselen dolgularda bu sorunu gidermek için, ağızda ölçüsü alınan dişin dolgusu laboratuvarda hazırlanır. Bu sebeple porselen dolgularda ölçünün yerine uymama sorunu yaşanmaz. Bunların yapıştırılması ise yerine koyulduktan sonra özel adhesive sistem sayesinde yapılır.

Ön dişlerde yapılan estetik dolgu uygulamaları nelerdir

Ön dişlerde kullanılan bonding sistemler oldukça başarılı sonuçlar vermektedir. İyi bir gülüş elde edebilmek için dişlerin şekli, dişlerin büyüklüğü, diş etlerinin rengi ile diş ve diş eti arasındaki ilişki son derece önemlidir. Bu arada estetik işlemler sırasında kullanılan malzemelerinde bunda katkısı vardır. Ağzın her bölgesinde uygulanabilen bonding sistemler sayesinde başarılı sonuçlar alınabiliyor. Kişilerde tek seanslık uygulama sayesinde gülüş hattında bulunan bütün dişlere bonding sistemi uygulanıp, arzu edilen estetik görüntü sadece 1-2 saat içinde elde edilebiliyor. Ön dişlerde estetik bir görüntü elde etmek için, önce diş dokularının ve onları taklit eden materyallerin değerlendirilmesi gerekir. Dişte dentin dokusu dişe verdiği sarı renkle rengi belirlerken, şeffaf yapısıyla mine dokusu dentin dokusunun üzerini kaplamaktadır. Dişlerde uç kısmının renklenmesi, şeffaf görünümde olması mine dokusundan dolayı olur. Yapılan estetik dolguların görsel olarak başarılı olmasındaki etken diş dokularının aynısını taklit edebilen, hastadaki diş rengine uygun olan estetik dolgu ve bonding sistemi kullanılmasıyla sağlanmaktadır. Dişlerde bonding sistemi sadece oluşan çürüklerde değil, dişlerin diğer sorunlarında kullanılmaktadır. Ön dişlerde oluşan renk sorunlarında, renkli dokunun biraz aşındırılıp, dişlere uygun bir renk elde edilebilir.

Arka dişlerde yapılan estetik dolgu uygulamaları nelerdir

Arka dişlerde estetik dolgularda porselen inley onley dolgular tercih edilmektedir. Günümüzde teknolojinin ilerlemesi nedeniyle dolgu malzemelerinde yeni gelişmeler olmuştur. Bunlar sadece ön dişlerde değil, arka dişlerde de estetik görünüm elde edilmesini sağlamaktadır. Eskiden kullanılan sağlam fakat rengi sebebiyle estetik sorunlara neden olan ve dişlerde gereksiz madde kaybı yaratan amalgam dolguların yerini, günümüzde dişin dokusuna ve rengine en uygun olacak ve varlığıyla dikkat çekmeyecek materyaller kullanılmaktadır. Daha önceden sağlıklı dokusu az kaldığı için, dolgu yapılamayan ve dişlere sadece kaplama protez uygulaması yapmaktan başka çaresi olmayan sorunlarda, artık dişler porselen inley onley seramik dolgularla hem estetik görünüm sağlanmakta, hem de dişlerin işlevselliği sağlanmaktadır.

Porselen dolguların geçmişte de kullanılması oldukça sık olmaktaydı. Ancak çabuk kırılma özellikleri ve yapıştırırken yaşanan sıkıntılar nedeniyle fazla tercih edilmemekteydi. Günümüzde porselen üretiminde yapılan değişimler ve bunları yapıştırmak için kullanılan materyallerin geliştirilmesiyle birlikte, özellikle arka dişlerde tercih edilir hale gelmişlerdir. Arka dişler bilindiği gibi yemek sırasında daha fazla baskıya maruz kalmaktadır. Bu nedenle arka dişlerde yapılan dolguların daha sağlam olması gerekir. Arka dişler için bonding sistemli kompozit dolgular da kullanılsa, sağlıklı diş dokusunun azalması halinde kişilerde daha uzun ömürlü olacak porselen inley uygulaması tercih edilmektedir.

Porselen inley onley uygulamasının yapılması için, dişin veya dişlerin yalnız çürük dokularının temizlenmesi ve dişin özel ölçü maddesiyle ölçüsünün alınması gerekir. Bu ölçü bilgisayar destekli cihazların yardımıyla dijital ortama aktarılmaktadır. Diş için uygun renk seçimi yapılarak, dişle mikro metrik uyumlu porselen inley onley üretilmektedir. Bu malzeme sıfır hata payıyla üretilir. Özel yapıştırıcılar kullanılarak diş dokusuna kimyasal ve mikro mekanik olarak yapıştırılmaktadır. Bu sayede diş dokusu desteklenmekte, diş ve porselenin kırılgan özelliği tamamen önlenmektedir.

Geçmişte yapılan amalgam dolguların içinde bulunan cıva zaman içinde çözünmektedir. Ayrıca bunların zamanla kırılma özellikleri de vardır. Bu etkiler olduğunda genellikle kişiler bunu fark etmezler. Bu yüzden dişlerde çürükler meydana gelmeye başlıyor. Kişiler dolguları çıkarmak istediğinde, altında % 90 oranında çürük meydana gelmiş olur. Bu yüzden amalgam dolguların, bonding sistemli kompozit dolgularla ya da porselen inley onley ile değiştirilmesi daha faydalıdır. Porselen dolgular geride kalan diş dokusunun korumakta ve dişe tutunma konusunda daha başarılı sonuçlar vermektedir. Bu yüzden dişte kullanılacak materyalin seçiminde özenli davranmak gerekir. Kanal tedavisi yapılmış olan dişlerde seçilen materyaller ve canlı dişlerde seçilecek materyaller birbirinden daha farklı olmalıdır.

Estetik dolgular ne zaman uygulanmaktadır

– Kırık ve çürük dişlerin onarılması için,

– Dişlerde olan kalıcı renk bozukluklarını tedavi etmek için,

– Dişlerin arasındaki boşlukları kapatmak için,

– Dişlerde boyu uzatmak için,

– Dişlerde şekil değişikliği yapıp, kişinin gülüş tasarımını yapabilmek için estetik dolgu uygulanır.

Estetik dolguların kullanımı ve ömrü ne kadardır

Estetik dolguların dişlere ve diş etlerine herhangi bir zararı yoktur. Bunları kendi dişiniz gibi kullanabilirsiniz. Ancak bakımı kendi dişleriniz gibi özenle yapılmalıdır. Diş fırçalama ve diş ipi kullanımının ihmal edilmemesi gerekir. Doğru kullanıldıkları sürece 5-10 yıl sizlere hizmet edebilirler. Lekelenmelerini önlemek için yapılan cilalanma sayesinde, görünümleri mükemmel, yüzeyleri pürüzsüz olur. Doğal görünmeleri, her yaştaki hastaya uygulanması ve kısa sürede tek seansta uygulanmaları büyük bir avantajdır. Dişlerde en az aşındırma yapılarak uygulandıklarından, diş dokusunun korunmasına yardımcı olurlar. Bu yüzden güvenle kullanılabilirler.

Kısa boy ve çarpık bacak ameliyat izi olmadan düzeliyor

0

“İlizarov Yöntemi” ile boy kısalığı ve çarpık bacaklar, vücutta ameliyat yarası açılmadan tedavi edilebiliyor. Kişileri, çocukluk çağından itibaren sosyal yaşamdan soyutlayan boy kısalığı 4 yaşından itibaren, bacak eğrilikleri sorunu da her yaşta yapılan ameliyatlarla giderilebiliyor. Hastalar ameliyattan 2-3 gün sonra taburcu olabiliyor ve ameliyatın ertesi günü ayağının üzerine basabiliyor. Özellikle kadın hastalarda istenirse, sosyal yaşama dönüş için ameliyat bölgesi estetik olarak kapatılabiliyor.

Memorial Şişli Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mehmet Kocağlu, cücelik ve bacak eğriliklerinde uygulanan ilizarov yöntemini anlattı.

Kol ve bacaklar kısalığı tedavisinde ilizarov yöntemi

Kemiğin büyüme dokusundaki bozuklukları, büyüme hormonundaki eksiklik, çocuğun erken ergenliğe girmesi, büyüme kıkırdaklarını kapatma yönünde etkisi olan hormonlar nedeni ile uzamanın erken kesilmesi ve ailesel özellikler, boy kısalığının en önemli nedenleri arasındadır. Çocuklarda cüceliğe neden olan kemik hastalıkları, “akondroplazi” veya “hipokondroplazi”, uzun kemiklerin büyüme kıkırdaklarının yavaş büyümesine neden olan bir hastalıktır. Genetik olarak geçen bu hastalıkta; gövde, baş ve leğen kemiği yani vücudun yassı kemikleri normal büyümeye devam ederken, kol ve bacaklar yani uzun kemikler kısa kalmaktadır. İlaca yanıt vermeyen hastalığın tedavisi, ilizarov yöntemi ile bacakların ve kolların uzatılmasıdır.

4 yaşından itibaren uzatma tedavisine başlanabilir

Ağır vakalar hemen doğuştan, hafif vakalar ise 3-4 yaşından itibaren yaşıtlarına göre boylarının kısa kalmasıyla kendini gösterir. 4 yaş civarında uzatma tedavilerine başlanabilir. İlizarov tedavisinin ana prensibi, kemiklerde düşük enerjili kırık oluşturarak bunların dışarıdan kemiklerin vidalarla ve tellerle tespit edildiği cihazlarla yani dış tespit cihazlarıyla günde 1 mm uzatma prensibine dayanır. İlk seans 4 yaşları civarında yapılmaktadır. Daha sonra 10-12 yaşları arası ergenlik öncesi bir seans uzatma gerçekleştirilir. Bu arada 7-8 yaşlarında kollar da kısa kaldığı için onlar da uzatılır ve nihai uzatma, gerekirse 18-19 yaşında erişkinliğe giriş aşamasında yapılarak, uzatma işlemi tamamlanır. Son seansta çok farklı bir uzatma uygulanmaktadır. Çivi üzerinden uzatma denilen 18 yaşında yani büyüme kıkırdakları kapandıktan sonra çivi üzerinden uzatma yapılmaktadır. Burada 3 ayda 10-12 santimetrelik bir uzatma gerçekleştirilir.

Kişi cücelikten kurtulup kısa boylu oluyor

Cüceliklerde 15-16 santimetreden 20 santimetreye varan uzatmalar yapılmaktadır. Çocuklar ilk uzatma ile birlikte yaşıtlarını yakalayabilir. Uzatmalarla, çocuğun boyu toplum standardının en alt seviyesine getirilmeye çalışılır. Türk ırkı için bu uzunluk; 1.55-1.60 arasındadır. Kişi uzatma tedavisiyle cücelikten kurtulur yalnızca kısa boylu olur. Hastaya bu işlemin uygulanmasındaki amaç; sosyal yaşamda dışlanmaması, toplu taşıma araçlarında tutamağa elleri ile ulaşabilmesi, elektrik düğmesine ulaşabilmesi, normal klozeti kullanabilmesi ve lavaboda ellerini yıkayabilmesi gibi günlük aktivitelerini zorlanmadan gerçekleştirebilmesidir.

Erken ergenlerde 18 yaşından sonra uzatma yapılabiliyor

Hormonal eksiklikler veya ergenliğin çok erken başlaması nedeni ile çocuğun kısa kalması aileleri harekete geçirerek, çocukların ergenlik döneminde doktora başvurmalarına sebep olmaktadır. Bireye 18-20 yaşından sonra istediği takdirde, çivi üzerinden uzatma veya motorlu elektronik çivilerle vücudun dışında hiçbir şey olmaksızın, uzatma yöntemlerinden uygun olanlar tercih edilmektedir.

Bacak eğriliğinde kişi ameliyattan 3 gün sonra ayağa kalkıyor

Bacak eğriliklerinde de dış tespit cihazları yardımı ile düzeltmeler yapılmaktadır. Ameliyatlarda 1 cm’lik küçük kesiler kullanılır. Hastalar ameliyat sonrasında kısa sürede ayağa kalkabilir, ciddi ağrı problemleri yaşamaz, ameliyat yarası oluşmaz ve enfeksiyon riski de minimum seviyeye iner. Hasta ameliyat sonrası ertesi gün ayağının üzerine basabilir ve 2-3 gün içinde de hastaneden taburcu edilebilir. Açık ameliyat döneminde hastanın aylarca hastanede kalması ve 3-4 aylık yatak istirahati sorunu da tarihe karışmaktadır.

Kadın hastalarda estetik görünüme önem veriliyor

Özellikle kadın hastalarda sosyal yaşama dönüş açısından, işlem sonrası küçük kesi de olsa vücutta herhangi bir yara izi kalmaması için maksimum özen gösterilir. Hastaların talep etmesi durumunda ameliyat plastik cerrahlarla birlikte gerçekleştirilir ve kesi yerleri estetik olarak kapatılır.

Sezaryen izlerini cerrahisiz düzeltmek mümkün

0

Anne olan kadınların en büyük estetik sorunlarından biri olan sezaryen izleri artık ameliyatsız, kolayca siliniyor. Nasıl olduğunu ise Estetik ve Plastik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Akın Yücel anlatıyor.

Estetik ve Plastik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Akın Yücel’e göre sezaryen kesileri genellikle belirgin bir iz bırakmadan iyileşiyor. Ancak bazen izin olduğu bölgede bir yapışıklık ve çöküntü gelişiyor. Bu sıklıkla işlem sonrası oluşan bir enfeksiyondan, kanamadan ya da yara iyileşmesi sorunlarından kaynaklanıyor. Özellikle kilo alımı bu çöküntüyü belirginleştiriyor. Kilo alımı fazla, deri sarkması belirgin olan hastalarda bu sorun karın germe sırasında düzeltilebiliyor. Dr. Yücel ancak karın germe gerektirmeyen ve cilt sarkması olmayan hastalarda cerrahi uygulamadan bu sorunu düzeltmenin mümkün olduğunu söylüyor.

Burun ucu düşüklüğü kişiyi yaşlı gösteriyor

0

Yapısal ya da yaşlanmaya bağlı olarak gelişen burun ucu düşüklüğü, burun estetiğinin en önemli noktalarından birini oluşturuyor.

Nefes alma fonksiyonlarını önemli ölçüde etkileyen burun ucu düşüklüğü, görüntüyü de aynı oranda olumsuz etkilediğinden özellikle kadınların en çok estetik yaptırmak istediği yerler arasında.

Plastik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Karacalar, burun ameliyatlarından artık korkulmaması gerektiğini söyledi ve burun ucu kaldırma (lifting) işlemi ile ilgili bilgiler verdi.

Burun ucu yaş arttıkça düşer

Burun ucunun yaş arttıkça düştüğünü belirten Dr. Karacalar, “Burun ucu, kıkırdaklarının zayıflaması yanında diş kayıpları ve üst çene kemiği zayıflıkları bu düşmede etkili olur. Bu nedenle burun ucu düşüklüğü yaşlı yüzün özellikleri arasında yer alır” dedi.

Çoğu kişinin burun ameliyatından çekindiğini dile getiren Karacalar, morarmaların; burun alçısının, tamponun, yüzdeki değişikliklerin ve çıkabilecek sorunların bu korkunun başlıca sebepleri olduğunu söyledi.

Burun ucu lifting operasyonu nasıl yapılır

Burun ucu lifting operasyonunun, lokal anestezi altında tek burun deliği içinden yapılan ve kalıcılığı olan bir işlem olarak giderek popüler hale geldiğini aktaran Prof. Karacalar, ameliyatın detaylarını şöyle anlattı:

“İşlem sırasında burun ucunu daha zarif hale getirmek da mümkün. Üstelik işlemden hemen sonra kişi günlük yaşantısına devam edebilir. Görünen bir dikiş yoktur. Tek burun deliğinde içeride olan dikişler bir süre sonra erir. Çoğu zaman pansuman bile yapılmaz, bazen burun ucuna bant yapıştırılır. İşlem CS askı olarak bilinen burun önünde bulunan kıkırdak ile septum adı verilen kıkırdak arasındaki bağlantı açısının değiştirilmesi prensibine dayanır. Burun ucu askılama yöntemine göre anatomik yapıları koruma, dikkate alma ve kalıcılık gibi artıları vardır. İşlemin bu önemli avantajları yanında birkaç küçük dezavantajı da vardır. Bazı aşırı düşük burunlarda yeterli gelmeyebilir, bu durum da ek işlemler gerekebilir. İşlemden bir süre sonra biraz daha kalkık istenme durumunda kolayca rötuş yapılabilir.”

Vücut şekillendirmede yeni yöntem: High Def Lipo

0

Ayrıntılardaki güzellik; gerçek çekicilik, ileri estetik vurgular, high definition yani gölgeler-oluklar-noktalar-çizgiler… Acıbadem Ankara Hastanesi Estetik, Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahisi Uzmanı Dr. Can Öztekin, liposuction ile vücut şekillendirme anlayışındaki gelinen nokta “high definition liposculpture”ı anlattı.

“High Def Lipo” nedir

High Definition VASER Liposculpture (VASER 2.0 LiPO) temelde teknoloji, belirli bir anlayış ve tecrübe ile başarılabilen ileri bir liposuction yöntemidir. Vücuttaki kaslara ait gölgelenmeleri, oluklanmaları ve çizgileri ortaya koyma tekniğidir. Kadın erkek herkes bu anlayış ve uygulamadan kendi vücudu nispetinde faydalanabilmekle birlikte; kilo problemi olmayıp, vücudunun belirli bölgelerinde lokalize yağlardan yakınan hastalar daha ideal adaylardır.

High Definition Liposculpture vücut bölgelerindeki yağ miktarının azaltılmasının yanı sıra; derin, yüzeyel ve geçiş(ara) liposuction teknikleri kullanarak o bölgeye ait olması gereken estetik vurgu noktaları ve çizgilerin yaratılması veya var olanın artırılıp öne çıkarılması tekniğidir. Ameliyat yapılan kişinin sportif özellikleri arttıkça, hekimin yüksek estetik vurgu alanlarını (high definition) oluşturulabilmesi artmakta ve daha da ideal sonuçlara ulaşılmaktadır.

Ameliyat sonrası ağrı ve morluk çok az olur

İşin teknoloji kısmında ise Vaser 2.0 Lipo System bugüne kadar geliştirilmiş dokuya en saygılı liposuction sistemidir. Ultrasonik yüksek enerjili ses dalgaları, yağ hücreleri arasındaki su balonlarını patlatarak yağların hücre hücre ayrılmasını sağlamaktadır. Bu sistemde bölgedeki sinirler ya da kan damarları gibi hiçbir yapı zarar görmez. Bu, ameliyat sonrası çok daha az morluk, çok da az ağrı ve yüksek konfor demektir.

Dokuya öylesine dosttur ki yağ hücreleri tek tek ayrılıp kolayca bir eriyik halinde alınmasına rağmen; alınan yağ hücrelerinin kendisi bile zarar görmez ve canlılıklarını korur. Rakipleri olan, yüksek ısı oluşturarak dokuların hasarlanmasına neden olan lazer sistemlerinin aksine alınan bu canlı yağ hücreleri yağ enjeksiyonunda kolayca kullanılabilir.

“High-Def Vaser Lipo”nun “Liposuction”dan farkı nedir

Liposuction uzun yıllardır güvenle kullanılan çok güzel bir bölgesel zayıflama ve şekillenme yöntemidir. En sık kullanıldığı bölgeler; karın, bel, basen ve bacak bölgeleridir. Bunun yanında egzersiz ve diyete rağmen kurtulamadığınız kol, bel, basen ve erkek göğsü gibi vücut yağlarından da kurtulmanızı sağlar. Hatta günümüzde enerji bazlı cihazlar ve yüzeyel liposuction sayesinde belirli oranlarda sıkılaştırma dahi yapabilmekteyiz. Bunun yanında çekici vücut ise sadece incelmiş vücut değildir. Bizleri çekici kılan estetik vurguların da artırılması gerekir. “High definition”dan kasıt estetik vurgu noktalarının, olukların ve çizgilerin oluşturulmasıdır. Bu belli bir estetik anlayış, tecrübe ve teknoloji ile mümkün olmaktadır.

Kadın karın bölgesine önden bakıldığında çekici olan orta hatta ve iki yanlardaki oluklardır. Sırtta orta hat çöküklüğünün yanı sıra buna eşlik eden paralel, hafif çizgiler ve bele doğru belki iki gamze.. Erkek de aynı şekilde istenilen kaslı görünümü göğüste, kolda ve karında taklit edebilmek, var olan kasları belirginleştirmek. Jinekomasti sorunu olan bir erkeğin sadece sorununu çözmeyip çekici göğse sahip bir erkeğe dönüştürebilmek.

Spor ameliyatın başarı oranını artırıyor

“High Definition Liposculpture”ı kadın karın bölgesi üzerinden tanımlayacak olursak; amaç karın ve sırtın yağlardan arındırılması ve belin net ortaya konulmasının yanında bu estetik çizgilerin de oluşturulmasıdır. Kişi ne kadar spor ile haşir neşir, deri elastikiyeti kuvvetli olursa başarıda o oranda artmaktadır.

Go to Top